Doğadan Gelen Şifa; Oylat

Doğadan Gelen Şifa; Oylat

Bazılarımızın bildiği ama çoğumuzun ismini duyduğu fakat gitmediği yer olsa da mutlaka hakkında çok şeyler işitmiş olduğumuz yerdir burası. Misafirlerine her tonda manzaralar sunan Oylat; suyunda şifa, havasında huzur saklayan bir diyardır.

Her mevsim farklıdır; Oylat bahar aylarında yemyeşil ormanları ve rengârenk çiçekler ile bezeli, sonbaharda sararan çimler ve dökülen yapraklar arasında yürürken kendinizi ya bir Yeşilçam film setinde ya da romantizmin doruklarında hissedersiniz. Yazın derinizi yakan sıcağa rağmen şelaleye çıkarak soğuk, buz gibi suyunda serinler, kış aylarında içimizi donduran soğuklarında kaçarak şifalı suların olduğu kaplıcalarında huzur bulursunuz. Oylat, büyüleyici manzaralarıyla sizi dört mevsim dört farklı kartpostalın içinde hissettirir. Usta bir ressamın fırça darbeleriyle şahesere dönüşmüş bir tabloda olduğunuzu düşünürsünüz.

Güzel bir hikâyesi vardır aslında dillere destan belki bu kadar bilinmesinin nedeni ve insanların merakını çeken..

Bizans İmparatorluğu zamanında İnegöl Tekfuru’nun bir kızı vardır. Günün birinde kız hastalanır ve yatağa düşer. Zamanın hekimleri tekfurun kızının derdine derman bulamazlar. Hastalık çok uzun sürer ve tekfur da çok sevdiği kızının ıstıraplarına tahammül edemez. Hastayı tedavi eden hekimler kızı göz önünden uzaklaştırmak ve son bir tedavi şansı vermek üzere ormanın içindeki o zaman için adsız olan ılıcaya gönderilmesini tavsiye ederler. Kız buraya getirilir ve son günleri olduğuna inanılarak ‘Ölyat’ deyip bırakılır. Çaresiz bir derdi olduğu düşünülen tekfurun kızı her gün bu sularla yıkanır. Gün geçtikçe iyileşir ve eski sağlığına kavuşarak babasının sarayına geri döner. O gün bu gündür Oylat Kaplıcası civar halk tarafından bir şifa kaynağı olarak tanınır ve kullanılır.

Suyla olduğu kadar iklim tedavisi de gösteren Oylat Kaplıcası; nevralji, nevrit, siyatik, meralji, parestezik intelkoskal nevralji ve oksipital nevraljilere iyi geliyor. Ağrılı sinir hastalıkları, romatizma, çocuk felcinin yanı sıra pek çok hastalık da, banyo ve su içi masajlarda şifa bulabiliyor. Vücut hücrelerinin faaliyetini kamçılayıcı su, iç ifrazatı arttırıcı etkilerle üç haftalık tedavilerde kişiye enerji ve zindelik kazandırıyor.      

Bunun yanında hemen Kaplıcaların girişinde Oylat’a yakın köylerde yaşayan insanların doğal organik ürünlerinin satışının yapıldığı ve havuz – hamam malzemelerinin satıldığı her gün açık olan bir yer görürsünüz uğramadan bakmadan gitmeyin derim.

Aslında size konunun başında değinmeyi unuttuğum yer; bazıları diyorsunuz içinizden bunu söylemeden bu makale biter mi? Yok, yok aklımda sona sakladım onu; Bir doğa ve tabiat harikası olan dünyada ve Türkiye'de eşi benzeri çok az rastlanan Oylat Mağarası'nı görmeden giderseniz bu gezi yarım kalmış olur.

Oylat Mağarası, Bursa’nın İnegöl ilçesine bağlı Hilmiye Köyü’nde yer alan ve doğanın mucizevi oluşumlarından biri olarak bilinen bir mağaradır. Üstelik Türkiye’nin en büyük ikinci mağarası olarak kabul edilen Oylat Mağarası, 665 metre uzunluğunda ve iki ana bölümden oluşur. Bu mağara, fay hatlarının oluşturduğu bir yapıya sahiptir ve içerisindeki sarkıt, dikit ve damlataş havuzları gibi doğal oluşumlar binlerce yıllık bir sürecin eseridir.

Oylat Mağarası, özellikle solunum yolu rahatsızlıklarına iyi geldiği bilinen bir yer olarak tanınır. Mağaranın içindeki sabit sıcaklık (14-18 derece) ve yüksek nem oranı (%45-85) nedeniyle, buranın astım, bronşit ve nefes darlığı gibi hastalıklara iyi geldiği söylenir. Bu doğal ortam, nefes almayı kolaylaştıran ve solunum yollarını rahatlatan bir etki yaratır.

Ayrıca, mağaranın içerisindeki temiz hava ve doğal yapılar, rahatlatıcı ve yenileyici bir etki sunar. Ziyaretçiler, mağaranın havasını solurken kendilerini daha iyi hissederler. Böylelikle burası bir tür doğal terapi alanı haline gelir​.

Unutmayalım ki hayat gezdikçe ve gördükçe güzelleşiyor fakat bu değerlerimize sahip çıkmak ve gelecek nesillere aktarmak boynumuzun borcu olsak gerek.

Raşit Altıner

YAZARA AİT DİĞER SON 10 MAKALE