Lamiî Çelebi’yi Yeniden Keşfetmek

Lamiî Çelebi’yi Yeniden Keşfetmek

Lamiî Çelebi’yi Yeniden Keşfetmek

 

 

Bursa, Osmanlı Devleti’nin yalnızca siyasî değil, aynı zamanda kültürel ve entelektüel merkezlerinden biri olarak; tarih boyunca pek çok âlim, mutasavvıf, tarikat şeyhi, şair, edip ve tarihçi yetiştirmiştir. Bu isimler arasında, 15. ve 16. yüzyıl Osmanlı edebiyatının en üretken ve etkili temsilcilerinden biri olan Lamiî Çelebi özel bir yere sahiptir.

Asıl adı Mahmud olan Lamiî Çelebi, Fatih Sultan Mehmet’in son yıllarında başlayan ve II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ile Kanunî Sultan Süleyman devirlerini kapsayan uzun bir zaman diliminde yaşamıştır. Bu yönüyle, Osmanlı’nın klasik dönemine geçiş sürecinin edebiyat ve kültür hayatına doğrudan tanıklık eden isimlerdendir.

Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, Bursa’da dünyaya geldiği kabul edilir. Dedesi, Bursa’nın simge yapılarından Yeşil Camiî’nin nakkaşı Nakkaş Ali, babası ise II. Mehmed ve II. Bayezid dönemlerinde defterdarlık görevinde bulunmuş Osman Efendi’dir. Böylece Lamiî Çelebi, sanat ve devlet geleneğinin iç içe geçtiği bir aile ortamında yetişmiştir.

Şiirlerinde ve eserlerinde kullandığı dilin akıcılığı, zarafeti ve anlatım gücü sebebiyle “Lamiî” mahlasını almıştır. Dikkat çekici bir husus olarak, 37 yaşına kadar eser vermemiş, bu dönemi ilim tahsili, tasavvuf ve entelektüel birikimle geçirmiştir. Bu yaştan sonra kaleme aldığı eserlerle, divan edebiyatının en çok telif ve tercüme eser veren müelliflerinden biri hâline gelmiştir.

Yavuz Sultan Selim’e takdim ettiği “Hüsn-ü Dil” adlı eseri, onun hayatında bir dönüm noktası olmuştur. Bu eser sayesinde günlük 35 akçe yevmiye ile maaşa bağlanmış, böylece geçim kaygısından uzak bir şekilde kendisini tamamen ilim, edebiyat ve tasavvufa adamıştır.

Lamiî Çelebi’nin en önemli eserleri arasında:

Bursa Şehrengizi (Bursa’nın sosyal yapısını, mekânlarını ve insanlarını anlatan önemli bir şehir monografisi),

Şerefü’l-İnsan (insanın ahlaki ve manevi değerini ele alan tasavvufî bir eser) öne çıkar.

Ayrıca Molla Camî’den yaptığı tercümeler sebebiyle, dönemin şuarâ tezkirelerinde kendisinden “Cami-i Rum” (Anadolu’nun Cami’si) olarak söz edilmiştir. Bu unvan, onun yalnızca bir şair değil, aynı zamanda güçlü bir kültür aktarıcısı olduğunu da göstermektedir.

Bugün Lamiî Çelebi’nin adı, Bursa’nın Çekirge Meydanı’nda yer alan, 15. yüzyıldan günümüze ulaşmış küçük ve huzurlu cami ile yaşamaya devam etmektedir. Bu cami, Bursa’nın kültürel sürekliliğini ve edebi hafızasını temsil eden önemli duraklardan biridir.

Lamiî Çelebi, eserleriyle olduğu kadar yaşadığı şehirle kurduğu derin bağ sayesinde, Bursa’nın edebî ve kültürel kimliğini anlamak isteyenler için hâlâ vazgeçilmez bir rehber niteliğindedir.

Çekirge meydanından geçerken o küçük camiyi misafirlere gösterip Lamiî hakkında birkaç kelime anlatırsak büyük şairi gelecek nesillere aktarmış oluruz kanaatindeyim..

- - - - - - - - - - - - - -

Kaynakça:

1) Lami-i Çelebi, TDV İslam ansiklopedisi

2) Lami-i Çelebinin Türk Edebiyatındaki yeri, Dergipark

3) Selim S. Kuru “Lami’i Çelebi’nin gözüyle Bursa” Osman Gazi ve Bursa sempozyumu Bildiri Kitabı (04/05 Nisan 2005-Bursa)

İlknur Boztınaztepe

YAZARA AİT DİĞER SON 10 MAKALE